Bugun...
27-01-2018
SİNAN ERDOĞDU

SİNAN ERDOĞDU

Fahrenheit 451 ve François Truffaut'un Sinema Uyarlaması (ll)

Yeni dalga türü, François Truffaut ise ; o dönemdeki Fransız sinemasını çok ağır biçimde eleştirdiği için kendi ülkesinden çok Kıta Avrupa'sında ve ABD'de sevilmekte ve saygı görmekteydi.
François Truffaut’un filmleri gerçekçi bir bakış açısına sahiptir. Bunun en iyi örneği de yine bir romandan uyarlanan “400 Darbe” adlı filmidir. Ancak 400 Darbe Fransa’da çekilirken; Fahrenheit 451 İngiltere'de uluslararası bir kadroyla ve İngilizce çekilmiştir. (Truffaut'nun ilk İngilizce filmidir)
Ayrıca; filmin çekimleri esnasında başrol Montag'ı oynayan Oskar Werner İngilizceyi aksanlı konuşuyor, rolünü yanlış yorumluyor ve bilerek filmi sabote ediyordu. Bu yüzden de Truffaut ona hakim olamadığı gibi ikisi de sette sürekli kavga ediyorlardı. Üstelik Truffaut o tarihte yok denecek kadar az İngilizce biliyordu. Senaryo sette simültane olarak önce Fransızca'ya sonra ekip için tekrar İngilizce'ye çevriliyordu. Bu yüzden eserdeki metaforlar haliyle kayboluyor     ya da yanlış yorumlanabiliyordu.
Kitabın filmi de romanı da ,aslında Tektipleştirme eleştirisi konusunda birleşebilmektedir. Zira okumayan ve yaşamı fazla eleştirtmeyen bir toplumunun kolaylıkla dönüşebileceği eleştirisi kitapta da filimde de vurgulanmıştır.
Yine Fütüristik bir hikâyenin anlatması geleceğe dair öngörülerinde filmde yer aldığını bize göstermektedir. Örneğin Plazma Tv teknolojisi ilk kez karşımıza Fahrenheit 451’de çıkmaktadır. Yine Havaray teknolojisi kullanılırken; evden hastalıkların tedavi edilebileceğine dair bir öngörüyü de seyirciyle paylaşmışlardır.
Filmi incelediğimizde kitapsız bir dünyanın sorgulandığı fark edilecektir. Bu sorgulamayı da televizyonun gelecekte toplumun hayâl gücünü ve okuma becerisini yok edeceğinin bir öngörüsü üzerinden yapılmaktadır ve filmin de kitabın da benzer bir     yanlarını ortaya koyabilmekteyiz.
Burada görselliğin tarihine baktığımızda son iki asırdaki iletişim anlamındaki en önemli yeniliklerden birisi olan televizyonun bulunması sonrası dünyanın gidişatı hakkında romanın yazarı Ray Bradbury’nin fütüristtik bir tahmini olduğunu görüyoruz.
Kitap gelecekte toplumun hayâl gücünü ve okuma becerisini yok edeceğinin bir öngörüsü üzerinden     gitmekte ve baş karakterlerin(Montag ve Linda) diğer insanları bilinçlendirmek, uyandırmak ve eğitmek     için yola çıkarmış olmasını konu edinmektedir.
François Truffaut'nun yeni dalga sinema akımı     kapsamında yaptığı bir yorumu görmekteyiz.
Bir çok kitap zaten sinemanın yapısı gereği basitleştirerek seyirciye sunulur. Ancak François     Truffaut’un bazı olumsuz gelişmeler yaşamasından dolayı daha basit anlatmak durumunda kalması eleştiriye yol açtıysa da filimin çok daha kötü bir uyarlama olduğu fikrine sahip değilim. Çünkü Truffaut sinemasal olarak çok daha iyi anlatabileceği eseri kötü görülen ve de eleştirilen haliyle bile ustalığını konuşturarak uçurumdan kurtarmış .
Filmi izleyen ortalama bir izleyici dahi kitapsız     bir dünyayı dahi sorgulayabilir. Bu yüzden okumaya önem verelim. Kuran’ı Kerim’deki “Oku –İkra” sözcüğü bir anlamda dünyayı okuyun, geçici de olsa dünya hayatını anlayın demektir. Değerli okuyucularıma bol kitaplı günler dilerim.

Bu makale 391 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ