Bugun...
05-11-2017
SİNAN ERDOĞDU

SİNAN ERDOĞDU

Festivallerden (I)

Festivallerden

Sinema sektörünü ayakta tutması açısından festival ve yarışmaların ayrı bir yeri ve önemi vardır. Bu açıdan Türkiye’de son derece özel bir yere sahip olan ve son iki senedir de , “Uluslararası  Antalya  Film  Festivali”  adıyla anılan ,ancak  1964’den beri uzun süre boyunca  “Antalya Altın Portakal  Film  Festivali “ olarak da bilinen festival bu sene kritik ve oldukça da tartışmalı bir değişliğe imza attı .Buna göre  sadece Uluslararası  Yarışmanın olacağı ve 'Ulusal Film Yarışma Kategorisi' nin kaldırıldığı ilan edildi.

Tabi; karara en çok tepki gösterenler de  haliyle sinemacılar oldu. Farklı görüş ve düşünceye sahip sinemacılar da, iş  Uluslararası  Antalya  Film  Festivali yani Altın Portakal’da Ulusal Yarışma’nın olamayışı konusunda ortak tepkilerini gösterdiler. Tepki gösterileceğini doğrusu tahmin ediyorduk. Lakin bu denli bir tepkinin gelmesi bir çok kimseyi de şaşırttı. Çünkü; sektörümüz uzun bir süredir birlikte hareket etme konusunda zorlanıyor ve her kafadan bir ses çıkıyordu ne yazık ki. Peki sonra ne mi oldu derseniz; Antalya Film Festivali’nin ulusal yarışmayı kaldırmasına tepki olarak düzenlenen bir Ulusal Yarışma  Beyoğlu Sinemasında gerçekleşti.

Antalya Film Festivali’nin ulusal yarışmayı kaldırmasına  tepki olarak yapılan 54.Ulusal Yarışma’da  Onur Saylak’ın yönettiği “Daha” filmi “ En İyi Film Ödülünü “kazanırken, 54. Uluslararası Antalya Film Festivalinde ise  En İyi Film ödülünü  de Çin yapımı   "Melekler Beyaz Giyer (Angel's Wear White)" filmi aldı. Ulusal Yarışmayı yakinen takip etmek amacıyla  Beyoğlu Sinemasına gittim. Tabi gitmemizin bir başka nedeni de Beyoğlu Sineması’yla ilgili yaptığımız köşe yazılarını ve haberi iletmekti. Bu arada Cem Altınsaray ve Utku Öğetürk de gerek Tünaydın Gazetemize gerekse de  kardeş gazetemiz olan Son An’a teşekkürlerini ilettiler.  54.Ulusal Yarışma filmlerinin oynadığı Beyoğlu Sinemasında  gösterilen genç kesimin ve benim kuşaklarımın iyi ilgi gösteriyor olmaları ümit verici . Zira sinefil olma yolunda ilerleyen bir kuşağın varlığını da görüyor olmamız  güzel bir duygu. O gün (25 Ekim Carşamba) ; 1990’lar Türkiye’sinin rock müzik sahnesinde efsaneleşen bir grubu: Blue Blues Band’ın hikayesini anlatan ve o sahneden kayıp giden iki dâhi müzisyenin (Yavuz Çetin/ Kerim Çaplı) öykülerini işleyen Blue adlı belgeseli izledim. Doğrusu da bizim kuşak Yavuz Çetin’in hikayesini biraz olsa biliyor olmasına karşın Kerim Çaplı gibi ABD’de Jimi Hendrix ve The Monkees ile aynı sahneyi paylaşan birsinin hikayesini fazla biliyor. İşte bu güzel çalışma da ; Çaplı’nın  şimdiki kuşaklarca tanınmasına aracı oluyor. Filimin yönetmeni Sertan Ünver’le ve yapımcısı Suzan Güverte’ye buradan köşem vesilesiyle bir kere daha teşekkür ediyorum.

Antalya’ya dönersek, Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş’un yaptığı açıklama festivale sektör açısından damga vurdu desek yeridir. Kurtulmuş’un açıklamasına göre bakanlık ile sektörün bütün temsilcileriyle neredeyse mutabakat düzeyinde  gerçekleşen müzakereler sonucunda oluşturtulan  yeni Sinema Yasası önümüzdeki günlerde Başbakanlığa havale edilecek ve  oradan parlamentoya gelerek  inşallah yasalaşmış olacak. Yani anlayacağınız  bir Sinema Yasası yolda ve  bu yasaya göre  film endüstrisine verilen desteklerin daha fazla artacağını  ve sadece yerli filmleri üretenlerin değil, yabancı yatırımcıların da Türkiye'de film endüstrisine yatırım yapmalarının önünün açılacağını ve teşvik edileceğini de öğrendik. 

Bu makale 170 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ