Bugun...
17-02-2018
SİNAN ERDOĞDU

SİNAN ERDOĞDU

Her Daim Radyo (ll)

Radyo ise o dönemde başarılı haber yayıncılığıyla dikkat çekmiş ve övgü toplamıştır. Üstelik bu dönemde nitelik ve nicelik anlamda atılım yaşamaya devam etmiştir. 2.Dünya Savaşı ile 1946-1960 arası dönemde Türkiye çok partili yaşama geçer. 
Bu dönemde 1949’da çıkan Basın-Yayın Ve Turizm Genel Müdürlüğü Kanunu (B.Y.T.G.M)  ile radyo yönetimi B.Y.T.G.M’nin eline geçmiş ve aynı yasanın ilgili maddesi ile Radyo Yayınları Danışma Kurulu oluşmuştur. Bu yenilikle beraber radyo yayınlarında içerik anlamında    bir takım değişimler yaşanmıştır. Radyo’da Batılı popüler türdeki (Hafif Müzik) yayınlar artarken Klasik Batı Sanat Müziği yayınlarında azalmalar olmuştur. Yine Divan –Klasik Türk Müziği yayınlarında da bir miktar artış olmuştur. Zeki Müren bu günlerde Radyo’dan dinleyicilerine seslenecektir. (Müren ;  1 Ocak 1951'de, İstanbul Radyosunda canlı olarak yayımlanan bir programda Harbiye  Radyoevinde  ilk radyo konserini vermiştir.) 
Demokrat Parti’nin 14 Mayıs 1950’de iktidara gelmesinden bir süre sonra radyo da iktidar ve muhalefetin (CHP, Millet Partisi vb ) çekişmesine şahit olacaktır. Bu günler radyo ve televizyona uzun süre hakim olacak olan, protokol haberciliğinin daha da yayıldığı bir zaman dilimidir. Demokrat Parti  iktidarıyla  Ezanın tekrardan Arapça okunmaya başlamasıyla beraber  manevi-dini içerikli yayınlarda da önemli artış olmuş, radyodan Kur’an okunmaya başlanmış , Kore Savaşı ve Kıbrıs Sorunu da radyodan kendisine yer bulmuştur. Bu dönemde Türkiye Batı İttifakı ile işbirliği yaparken aynı yıllarda  NATO ve CENTO üyesi olmuş ve  AET(AB)’ye yönelik de çalışmalar yürütülmüştür. Radyo’dan bu konular hakkında bilgilendirici yayınlara yer verilmiştir.
27 Mayıs Askeri Darbesi sonrası ise yönetimi ele alan Milli Birlik Komitesi ise radyonun yeniden düzenlenmesine karar vermiştir. 1961 Anayasasında Radyo ve Televizyon yönetimi  özerk kamu tüzel kişiliği halinde düzenlenmiştir. 1964’te ise T.R.T Kanunu(369 Sayılı Kanun ) yürürlüğe girmiş ve radyo kurumu da TRT’ye bırakılmıştır.
Yayın yaşamının nitelik ve niceliksel anlamda da bir atılım yaşamış söz yayınları görece artmıştır. Müzik yayınlarında ise  özellikle Hafif Batı Müziğinde belirgin artışlar olmuştur.  Eğlenceye yönelik programlar da çeşitlendirilmiştir. Söz yayınlarında bir atılım göze çarparken haberler ve haber bültenleri düzenlemiştir. En önemlisi de yurtdışına yönelik yayınlara ağırlık verilmiştir. “Türkiye’nin Sesi Radyosu”  de bu  dönemde kurulmuş ve 17 dilde yayın hayatına başlamıştır.(Radyo günümüzde ise 29 dilde yayın yapmaktadır. ) 
TRT’nin  31 Ocak 1968’de Televizyon yayınlarına başlamış olmasına karşın radyo tüm gün yayın yaptığı için uzun süre popülaritesini korumuştur. 1990’lar ise özel radyoların hayatımıza girdiği bir dönemdir. Kısa süre içerisinde herkes birer radyocu olmuştur artık.
Radyo teknolojiye ayak uydurmuş olsa  da her daim vazgeçilmez oldu. Radyoya emeği gecen  ve aramızda olmayan büyüklerimizi saygı ve rahmetle anarken, halen yaşayanları da en içten dileklerimle     selamlarımızı iletiyorum.  

Bu makale 359 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ