Bugun...
30-12-2017
SİNAN ERDOĞDU

SİNAN ERDOĞDU

Kudüs ve Filistin’e Veda Filmi (ll)

Öykümüzde şöyle devam ediyor: İran Sinemasının kayda değer yönetmenlerinden olan senarist, yapımcı ve yönetmen Seyfullah Dad’ın imzasını taşıyan  film Filistin’in 1948’den beridir yaşadığı dönüşüme de dikkat çekiyor.  Zaten,  bu dönüşümü filmde şu şekilde görüyoruz ki; Said ve Latife kendi bebeklerini kurtarmaya çalışırken silahların arasında kalıyor ve hayatlarını kaybediyorlar. Kendi çocukları olan Ferhan da filmin ikinci yarısında Polonya’dan gelen Yahudi(Türkiye’de Musevi olarak da tanımlanır ve bu tanımın sebebi apayrı bir yazı konusudur) bir çiftin sahiplendiği ve kendi kültürleriyle yetiştirmeye çalıştıkları bir çocuk olur. Filmin ilk yarısında da  Arap kültürüyle ,ikinci yarısında da Yahudi kültürüyle yetiştirilen Ferhan yine filmin ikinci yarısında da  Moşe olur. Filmde hatırladığımız ve dikkat çeken bir başka detay da Moşe’nin hayatının filme alınmak istenmesidir ki, bu durum  aynı zamanda o dönemdeki İsrail’dekilerin  sanatı kendi yaşamları üzerinde nasıl kullandığına dair başarılı bir durum tespitidir. 
Filmde genelde eleştirilen tablo ise Filistin’in kendi tarihinde kendilerine özgü duruşlarıyla yer edinen kadınların ki çok bilindik örnekleri de vardır, mücadeleci taraflarının filmin son bölümünde vurgulanması. Peki bu vurgu hangi karakter üzerinden yapılmış diye sorarsanız Safiye karakteri üzerinden bir vurgu var.  Ancak, kadınların Filistin’de de sosyal hayatlarının en az erkekler  kadar önemli bir yerde olduğunu söylemekte yarar var. Safiye karakteri aynı zamanda okul müdiresi ve saygın birer kimliği var. Bu da filmin  aynı zamanda kadınları eve hapseden  erkek egemen bir  anlayışa tepki özelliğini de taşıdığını gösteriyor. 
Ortadoğu bölgesinin hem başarılı bir politik sinema örneği olan Filistin’e Veda, Filistin halkıyla empati kurmamızı da kolaylaştıran bir örnek ve bunu da insan üzerinden  başarılı bir anlatı tarzıyla seyirciye sunuyor. Bize de takdir etmek düşüyor. 
Geride bıraktığım hafta içinde değerli komşumuz Sadık Kocakaplan’ı, değerli büyüğüm Mustafa Demirören’i ve de Ekmel Özarslan’ı kaybetmenin üzüntüsünü yaşadım. Baş sağlığı dileyen aile dostlarımıza, komşularımıza ve değerli arkadaşlarıma  çok teşekkür ediyorum. Rabbim mekanlarını cennet etsin. 

 

Bu makale 252 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ