Bugun...
16-02-2018
SİNAN ERDOĞDU

SİNAN ERDOĞDU

Her Daim Radyo (l)

UNESCO tarafından 13 Şubat Günü Dünya Radyo Günü olarak ilan edildi. Öncelikle tüm radyocu arkadaşlarımın ve kardeşlerimizin Dünya Radyo Günlerini kutluyorum.  
Yaşama geçtiği ilk günden beridir çok etkili bir kitle iletişim aracı olan  radyonun bir geçmişini de hatırlatmak gereği duyuyorum. 1900’lerin başındaki en önemli buluşlardan birisi de  telsiz telefonunun icat edilmesi olmuştur. Telsiz telefonun bulunuşu aynı zamanda büyük olanaklar getiren radyonun bulunmasına da zemin hazırlamış ve radyo bilimsel-teknik gelişmelerle ortaya çıkıp hızla bir gelişim ve yayılma göstermiştir. 
Tabi; istiklal mücadelesi veren ve verdiği bu mücadeleden galip çıkan genç Türkiye Cumhuriyeti bu gelişmelerden doğal olarak etkilenir ve radyo hakkında teknik ilk çalışmalar 1922’de yapılır. Kurtuluş Savaşı döneminde başlayan amatör radyo denemelerinden sonrası yeni kurulan ve o dönemde mali imkanların kısıtlı olmasından ötürü de birçok alanda özel sermayeyi teşvik eden yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu konuda ise ilk yasal çalışmayı da Mustafa Kemal Paşa’nın talimatıyla 1925’de Telsiz Telefonu Hakkındaki Kanun’u çıkartarak yapar. Bu kanunun çıkmasından sonra da 6 Ocak 1926’da alınan Bakanlar Kurulu kararıyla Telsiz Telefon Türk Anonim Şirketi’ne imtiyaz vermek amacıyla “Nizamname-i Dâhiliye” yürürlüğe konulur.
Telsiz Telefon Türk Anonim Şirketi (T.T.T.A.Ş) olan  şirket ;İş Bankası, Anadolu Ajansı, Sedat Nuri İleri, Falih Rıfkı Atay ve Cemal Hüsnü Beyler tarafından kurulmuştur. İstanbul’da 1 Mayıs 1927, Ankara’da  18 Kasım 1927 günleri radyonun yayına başlama tarihidir. 
Radyonun önemi günbegün hem ülkede, hem de ülkenin kurucu kadrolarınca daha  iyi anlaşılmış ve radyoya olan yatırımlar daha da çoğalmıştır.  Nitekim ; Cumhuriyetimizin Kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1935 Yılının T.B.M.M Açılışı konuşmasında  ise  şu sözleri sarf eder.  “Ulusal kültür için gerekli olduğu gibi, uluslararası ilişkiler yönünden yüksek önemi olan radyo işine önem vermeniz çok yerinde olur.”
Bu dönemde radyo içerik olarak müzik kutusu diye görünmüş, söz yayınlarına fazla ağırlık verilmemiştir. Söz yayınları 1935 sonrasında ağırlık kazanmıştır.  Üstelik T.T.T.A.Ş yönetimi de devletin  sağladığı tüm yardım ve teşvik girişimlerine karşın mali açıdan epey zorlanmıştır. Bu durum da radyonun  devletleştirmesinde etkili olmuştur. 
Radyo işletmesinin P.T.T tarafından işletmeye alınmasıyla beraber üç yıllık bir geçiş dönemi de yaşanmıştır. Radyo devletleştirirken, yönetimsel anlamda değişime uğramış, nitelik ve nicelik anlamda da bir atılım yaşamıştır. Bu dönemde Klasik Türk Müziği, Halk Müziği ve Klasik Batı Müziği radyonun en çok yer verdiği müzikal türlerdir. 
Ankara Radyoevi 1936’da  hayata geçerken Türk Radyoculuğunun müzikal yaşamımıza olan en önemli katkısı olan “Halk Ve Divan Müziğine “ olan katkılarını unutamayız. (1940 ve 1950’ler )  Bu sayede Muzaffer Sarısözen,Bela Bartok,Ruhi Su,Mesut Cemil,Minur Nurettin Selçuk, Cemal Reşit Rey ,Ulvi Cemal Erkin  gibi isimler hem kendi türlerine , hem de müzik kültürümüze çok kayda değer katkılar sunmuştur.     Yine Türkçenin fonetik bir dil  olarak da kullanılmasında radyonun katkılarını atlayamayız. 
2.Dünya Savaşı ise radyonun gerek dünyada gerekse ülkemizde önemini epey arttırmıştır. Türkiye ise bu dönemde  ise dönemin   Cumhurbaşkanı (Milli Şef-2.Adam ) İsmet İnönü tarafından yürütülmüş  ilginç ve dikkat çekici ve başlı başına yazı konusu olan  bir savaş dışılık politikası yürütmüştür. Gerçi savaşın son döneminde Almanya’ya savaş ilan edildiyse de  bu gelişme o dönemde Türkiye’yi Batı ülkelerine yaklaştırmış ve sonrasındaki gelişmeler Türkiye’nin geleceğinin şekillenmesinde etkin rol oynamıştır. 
(Devamı yarın)

Bu makale 377 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ