Bugun...
12-01-2018
SİNAN ERDOĞDU

SİNAN ERDOĞDU

Münir Özkul Unutulmayacak (lll)
Geleneksel derken sadece Orta Oyunundan söz ediyorum. Çünkü bu tür, Karagözü de, seyirlik oyunlarını da içeriyor. Orta Oyununda en belirgin etki, Karagözden geliyor. Batı örneklerinden Commedia dell’Arte’nin de mimus oyunlarının da etkisi var kuşkusuz. Ancak, az önce de söylediğim gibi, kendimize maletmiş olduğumuz sürece kökenin önemi bitiyor. Orta Oyunu, özellikle diyalog düzenindeki sadelik ve rahatlık yönünden Karagöz’den etkilenmiş. Diyalog, en ekonomik ve en gerekli niteliklere indirgenmiş.
(Burada Münir Özkul Orta Oyununun yukarıda verdiğimiz özelliklerine değiniyor) 
Geleneksel tiyatronun, ulusal Türk tiyatrosuna katkısı iki yönlü gelişir kanısındayım. Bir yandan, gerek oyuncuyu gerek seyirciyi alıştırma amacıyla Orta Oyunları aynen oynanmalı. Bu bir çeşit deneme sahnesi düzeninde olabilir. Öte yandan da, bu tiyatro ögelerinden yararlanılıp, bugünkü birikim içinde bir öz ve biçim aşamasına gidilmeli.
Geleneksel tiyatronun en çekici yanı, soyut olması. Bu tiyatroda, gerçek dışı olsun da ne olursa olsun geçerli. Oyunların geçtiği zaman bile hep yüz yıl gibi, iki yüz yıl gibi yaşanılan gerçeğe uzak zamanlardır. Aslında geleneksel tiyatroda, bir bakıma gerçekle alay edilir. Gerçek taşlanır. Oyunlarda işlenen konu hep aynıdır da, oyundaki kişilerden her birinin gerçeği başka başkadır. Bu soyutlama, günümüz koşullarına ve konularına uygulanabilir. Biçim olarak da, en ileri tür bence bu. Sanırım bütün dünya tiyatrosunun aramakta olduğu biçim, bu temele dayanıyor. En iyi soyutlamayı halk yaptığı için, halka en yakın tiyatro türü de bu oluyor. Nerede işe içine teknik girerse, gerçekten uzaklaşılıyor. Bu, çok güzel bir orkestrasyonda ustalığın ön plana çıkışına, bir sıcaklığın, birşeylerin eksikliğine benziyor. Bir oyunu, bir sözü, bir davranışı iki kez aynı biçimde tekrarlamaya imkan var mı hiç? Şu halde benzetmeci tiyatro olamaz. Her gece başka birşey olabilir… Hatta olmalıdır.”
(Bu bölümde de  Geleneksel Türk tiyatrosunu okuyuculara tanıtırken, yenilikçi yönünü de aktarıyor aslında) 
Yine biz Özkul’un 1981’de Ses Dergisine verdiği ve yayınlandığı dönemde çok ses getiren röportajından tiyatroya dair düşüncelerini içeren bir bölümü var ki ,onun için tiyatronun ve sahne yaşamının, geleneksel tiyatromuzun ve özellikle de canlandırdığı “İbiş” karakterinin   özel bir yere sahip olduğunu bir kere daha anlıyoruz.
“Benim sanat yaşamımda beş kişinin büyük etkisi olmuştur. Bunlar Muhsin Ertuğrul, Ferdi Tayfur,( E.N: Ferdi Tayfur  Seslendirmen ve Tiyatro Sanatçısıdır. Arabesk türünün en başarılı isimlerinden olan Ferdi Tayfur’un babası da ona olan hayranlığından ötürü ad olarak “Ferdi” ismini koymuştur) Haldun Dormen, Sadık Şendil ve Şakir Eczacıbaşı'dır. Bugün sanatımın geleceği ile ilgili hiçbir şey söyleyecek durumda değilim. Yalnız şu sıralarda Haldun Taner'in benim için yazdığı bir eser var. Tüm arzum bu piyesi başarıyla oynamak. Sanat yaşamım içinde her zaman İbiş'e ve Kavuklu'ya hayranlık duymuşumdur. Nedenini şöyle anlatayım: İnsanı çeşitli etkilerden kurtarabilseydik ortaya birçok müşterek yönleri olan bir insan tipi çıkardı. Bu, gerçek yönleri ağır basan evrensel insan tanımı ve tipidir. Ben Kavuklu'da veya İbiş'de kendi içimdeki o insanı yakalamak ve o insana varmak istiyorum."
(Devamı yarın)
 
 
Bu makale 72 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ