Bugun...
24-08-2017
SONNUR ADA

SONNUR ADA

İletişim dilinde şiddet

Kullandığımız dil, bizim hayatla olan iletişimimizi yansıtıyor.
 “Ben demedim mi…” ile başlayan bir cümlenin arkasından ne söylenirse söylensin, bize ulaşan mesajın bizde oluşturduğu anlam ve yerleşen alt mesaj: “Beceriksizin tekiyim…”, ‘’Hep hata yaptım…”, “Kahretsin yine batırdım…’’, “Bir daha kendi başıma adım atmayacağım…’’
“Ben dememiş miydim“, cümlesini bize söyleyen kişinin alt mesajı: “Ben daima haklıyım, “Benden daha iyi bilemezsin…’’, “Başına buyruk olmanın cezasını çekiyorsun… ‘’, “Kendi başına karar alacak becerin yok, gördün mü…’’, ‘’Beni hayatında bilirkişi olarak tutmalısın…’’
Şimdi bizi seven koruyup kollamaya talip olan hayatımızdaki kişi ya da kişilerin sıklıkla kullandığı cümlelerin sadece birinden, “ben demedim mi” den yola çıktık. Korunurken koruyandan dayak yemek, eminim ki karşımıza dikilen eli sopalı saldırgandan dayak yemekten daha ağır etki yapacaktır.
 “Ben demiştim” diyerek bizimle iletişim kurulduğunda, halimizden memnun olmadığımız durumun altında ezilirken, bir de tanıdığımız ve güvendiğimiz birinin üstümüze attığı pişmanlık toprağını da taşımak durumunda kalıyoruz.
Bir anne karşılaştığımız bir ortamda 15 yaşındaki kızının etrafta “annem bana şiddet uyguluyor” dediğini, arkadaşının da kendi annesiyle bu gerçek dışı bilgiyi paylaştığını duymuş. Bunun ağızdan ağıza yayılmasından rahatsızlık duyduğunu dile getiren anne, kızına bir fiske bile vurmadığını söyledi. Olayın şaşkınlığını yaşayan anne, kızının psikolojik sorunları olabileceğinden kaygı duyduğunu dile getirdi. Annenin anlatım dilinde monolog düşünce dili olduğu çok net kendini gösteriyordu. Yaklaşık on beş dakika boyunca 15 yaşındaki kızı hakkında endişe dili kullanan anneden, kızıyla ilgili hiç bilgi alamadım. Sadece annede oluşan endişenin yaratığı rahatsızlık dili hakimdi.
 Buraya kadar oluşan fotoğraf; iletişim dilinde monolog hakim olduğunda kendini ağırlıklı hissettiren suçlama dilinin varlığı.
İlerleyen zamanlarda tanıştığım kızımız bana, annesinin onu diliyle dövdüğünü, ne zaman sevip ne zaman kızdığını karıştığından bahsetti. Kızımıza, “annen seni diliyle nasıl dövüyor?’’ diye sorduğumda şu yanıtı aldım:  
‘’Bir gün servisten inerken düştüm. Okul annemi aradı; annem gelince ilk söylediği şey, sana dikkat et demekten dilimde tüy bitti, kaç kere söyledim bu sakarlığınla bir gün başına iş alırsın diye, Allah korumuş seni verdiğim sadakalar yüzü gözü hürmetine, oldu. O an dizimdeki ezik ve elimin içindeki ağrıyı unuttum, çünkü o kadar korkmuştum ki annemin söyledikleri beni çok daha kötü hissettirdi. Rehberlik öğretmenim Saniye hanım , ‘’Selin, servis aracının durduğu yerdeki taşa takıldığı için düştü, şoförün dikkatsizliği”, dedi. Annemin buna verdiği yanıt, ‘’Tamam da, ben ne kadar endişelendim sizden telefon gelince. Buraya nasıl geldiğimi bir ben bilirim. Zaten bizim kız da çok dikkatsizdir ” oldu. Ben de artık annem haklı galiba diye düşünmeye başladım, ‘’sakarım galiba’’ diye…
Bize ısrarla tekrar edilen cümledeki sıfatlara bir yere kadar direniyoruz, iyiliğimiz için giydirilen sıfatlar bizi daha çabuk etkisine alıyor.  
“Ben demiştim” diyen dil, bir süre sonra söylediğinde haklı çıkmak isteyen bilinçaltı dilini oluşturur. Okulun servis arabasından inerken düştüğü gün annesiyle aralarında geçen konuşma durumun özeti aslında.
İletişim dilinin bir tek cümlenin oluşturduğu etki alanının kısır döngüsüne kitlenip kalmamak için, konuştuğumuz dilin oluşturduğu anlama yabancı olmayalım lütfen. 
Önümüzdeki hafta iletişim dilinde suçlama ve savunma dilinin oluşturduğu şiddet üzerinde düşünmeye devam edeceğiz. 

Bu makale 752 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ