Bugun...
18-10-2017
SONNUR ADA

SONNUR ADA

Sosyal Davranış Dili ve Etkileri (2)

Öğrenilen sosyal davranış dilinin beslendiği etkenlerin başında sosyal yapının boşlukları gelir.
Birbirimiz adına düşünme; kişiyi kendinden daha çok düşündüğüne inandığını iddaa ederek, korumak için kısıtlayarak baskı kurmak…
Birbirimiz adına karar verme; Hata yapacağına inandığımız sevdiklerimizin hayatları ile ilgili alacakları kararlara müdahil olarak, üzerlerinde baskı kurmak…
Birbirimize, kişilik ve karakterden yapılmış kumaşlar kullanarak kıyafet giydirmek; Toplumsal rol ve modellerimizin, durum ve koşulların kaygan zemininde bırakarak birbirimizin onayına muhtaç bırakmak…
Yukardaki başlıklar boşlukların yaratığı gündelik sonuçlardan birkaç örnek… Peki boşluklar nasıl oluşuyor?
Hoşgörü dilinde yoksullaşma;
‘’18 yaşına geldi artık ne istediğini bilmez mi?’’
18 yaşında bir genç ne istediğini bilmesi için fırsat tanınmaya ihtiyaç duyar.
Yetiştirdiğimiz çocuğun kazanımları için ihtiyaç duyduğu zamanı göz ardı ederek, yaşın belirlediği genel geçer kalıpları 18 yaşına giydirip genç bir insanın önüne engel olarak koymak… Etrafımızda olan olay, durum, kişi ve koşulların bütününü görmezden gelmek…
‘’Bu yaştan sonra, bu saatten sonra… ‘’ diye başladığımız bir cümle devamında sosyal yapının hoşgörüsünden yoksul kalacağını bildiğimiz yüklemler içerir. ‘’Millet ne der ?’’ diye ertelediğimiz, ötelediğimiz, unutmak zorunda kaldığımız hayallerimiz ve isteklerimizin içimizde ukte kalması… Hoş görüsü olan ama bizi görmeyen sosyal kalıplarımız.
Örneğin, hiç evlenmemiş birisine acıyarak ya da şüpheyle baktıran o kişinin evlenmemeyi seçmiş olacağını düşünmeyen sosyal inanç dilidir. Birbirimize statü yükleyerek bakmamız da sosyal inanç dilinin bir sonucudur. Genellemenin toplumsal yapıda genel bilgiyi yansıttığını ama bu bilgiyi olumluya yönelik değişim için kullanabilir olmamız gerektiğini unutmayalım lütfen.
9 yaşında bir erkek çocuk, arabasıyla bulunmak zorunda kaldığı kalabalıktan kendini soyutlayarak bir kenarda oynuyor... Bir diğer anne çocuğun annesine dönüp, “bizim oğlan da seninkiyle aynı yaşta ama arabayla oynamayı bırakalı çok oldu; bak seninkine hala oynuyor.”
Bir çocuğun oyuncak seçimi ve aldığı keyfi yaşı ile belirlemek ne kadar sağlıklı?
Kıyaslamayı beraberinde getiren düşünce dili, söylenen dilin analizini yapmadığımız sürece davranış düşünce ve duygularımıza ister istemez baskı yapar.
Yargı dilinde keskinlik; Evlat dediğin… Eş dediğin… Komşu dediğin… Dost dediğin… Damat dediğin… Gelin dediğin… ile başlayan kalıp cümleler pişen yemeğe her gelenin tuz atması gibi, bizi hayatın içinde açlığa mahkum eder. Sağlıksız ve bağışıklık sistemi zayıflamış bünyeye çevirir.
“Benim gelinim herkesin gelini gibi değil, soğuk…” diye söze başladı orta yaşın üstünde bir kadın söze. Arkasından gelen her cümle, gelin tanımına yüklediği anlamla kıyasladığı oğlunun karısından şikayet içeren cümlelerdi.
- Gelin ne demek?
- Oğullarımızın eşlerine denir…
- Peki oğlunuzun eşinin ismi?
- Ayşe…
- Ayşe nasıl bir insan?
- Ne bileyim evladım, daha yeni evlendiler…
Bizlere sıfatlardaki anlamlarla değil, kimiz diye bakıldığında bize yüklenen sıfat gerçek olur. Diğer türlüsü duvarları yargı dili olan, beklenti dili ile döşenmiş evlerde yaşamaya benzer.
Yargı dili fotoğrafı olmayan çerçeve gibidir. Farklı olan duygu ve düşünceleri yargılayarak çerceveler. Yargı dili aynılaştırır. Dokunduğu her şeyi eğerek bükerek varolandan hiç varolmayacak bir şekil çıkarır ortaya. Hele de sesiz kalabalığı varsa, yargı dili sahnede çoşar!...
Geçen bayram büyüklerimizi ziyarete gittiğimizde genç bir anneyle tanıştım. Sohbetimizin sonunda bana, “Ben 2011’de evlendim, o yıl evlenen bütün arkadaşlarımın evi benim evim gibi, birbirine benziyor. O sene mobilyacılar hep aynı şeyi çıkarmış gibi… Hiç tarzım da değildi ama nasıl aldım bilmiyorum” dedi.
Farklı ve kendine özgü bireyleri de barındıran toplumlar, zengin üretken ve gelişime açıktır. O sene moda diye aldığımız ve sıkıldığımız mobilyalar gibi değildir hayattaki seçimlerimiz.
Fotoğrafı olmayan çerçevelerden uzak, esnek anlama ve anlaşılma odaklı iletişimlerimiz olsun…

 İLETİŞİMUZMANI:adasonnur@yahoo.co.uk 

Bu makale 1298 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ