Bugun...
22-09-2017
SONNUR ADA

SONNUR ADA

Vazgeçmeyi öğrenmek!

Bir-bir buçuk yaşlarında bir bebek, arabasında oturuyor. Anne de çocuk arabasının yanında; toplu taşıma aracındayız. Bebeğin çıkardığı sesler yavaş yavaş mızırdanmaya dönüşünce, dikkatimi çektiler... Bebek elini aşağıya doğru uzatıp çekiyor… İlk anda yerinde rahat edemediğini ve bir şeylerin onu rahatsız ettiğini düşündüm.
Henüz ağlamıyor…
Bebek, etrafındakilerin duyabileceği kadar sesler çıkarmaya başlayınca anne, çocuk arabasının arkasındaki çantaya elini uzattı ve içinden bir şey alıp -sanırım cips paketiydi-,  bebeğine verdi. Tüm bunları yaparken deneyimli bir şekilde, bakmadan ve tek eliyle yaptı; çünkü hala mesaj yazabiliyordu. Bebek elindeki renkli pakete baktı, sonra yan tarafına döndü yere doğru baktı… Bir an duraksadı, paketle beraber arkasına yaslandı. 
 Kafasını uzatıp mızırdandığı, eline cips paketi verilince de dönüp baktığı yere eğilip ben de baktım. Yerde bebeğin renkli küçük oyuncağını gördüm. Bebek, istek duymadığı, talepte bulunmadığı bir şey için oyuncağından vazgeçmişti.
Bu ilk adım, beraberinde aç olmadan yemeyi öğretti. İkna ve kandırma aracı da tat alma duyusu. Süreç aynı zamanda açlık-tokluk duygumuzun dengesine müdahale etmiş oluyor. Aç olmadan yeme alışkanlığı geliştiriyoruz… Aç olduğu için yemek ihtiyacı duyan bireyden, canı sıkıldığı için, oyalanmak için yemek yiyen bireylere dönüşüyoruz. Birçoğumuzun strese girince yemek yeme alışkanlığının değişmesinden bahsetmesi, canı sıkılınca morali bozuk olunca buzdolabının önüne yönelmesi, elimizden biz istemeden alınan şeylerin yaratığı boşluğu doldurma çabamızdan kaynaklanıyor.
  Renkli cips paketine ikna ederek vazgeçirdiğimiz oyuncağı değil aslında. Kendine ait bir şeyin arkasında duran bir birey olmasını zorlaştırmak aynı zamanda…Yukarıda anne ve çocuk arasındaki sözsüz iletişim, bebeklikten çocukluk sürecine ve ergenliğe giden yola eşlik etmeye devam ettiğinde; vazgeçmeyi öğretirken kurulan iletişimin oluşturduğu duygunun dili…

Çok önemli değil benim ne istediğim…
Ben kimim ki…
Verilenle yetinmesini bilmeliyim…
Neyse, başım ağrımadı hiç değilse…
Kim uğraşacak şimdi onlarla…
Olmadı ilerde denerim…
Tek başıma mücadele edemezdim zaten…
Davranış dili- sözsüz iletişim örneği, toplu taşıma aracında yaşananlar… 
Ve bu bizim tercihlerimizin, isteklerimizin hayatımızın kıyısında köşesinde sıkışıp kalmasına neden olur... 
  İletişime ilk geçilen süreçten başlayarak çevrenin bizimle, bizim çevremizle kurduğumuz davranış dili, var olan düşünce ve duygu dilini pekiştirerek, yaşamda gideceğimiz yolun haritasında belirleyici olacaktır.
Vazgeçirmeyi öğreten koşul ve yaptırımlardan uzak, anlama ve anlaşılmanın keyfini çıkarabildiğimiz iletişim köprüleri olsun hayatımızda.

                                                                                                                                                                                                                                                                   İLETİŞİMUZMANI: adasonnur@yahoo.co.uk  

Bu makale 1219 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ