Bugun...
26-12-2016
UĞUR FARUK YILDIZ

UĞUR FARUK YILDIZ

Basılmamış Resimler

Hepimizin evinde aile albümleri vardır. Anne babalarımızın, o çok güldüğümüz moda faciası dönemlerine bakar bakar güleriz. Hiç karşılaşmadığımız akrabalarımızla o albümlerde tanışırız. Kendi bebeklik dönemlerinizi yıpranmış bir kağıt da görüp ‘hayat geçiyor’ deriz. En son biz bunları yaşayabildik. Ya bizden sonra? Özel günler hariç ne zaman çekilen fotoğraflar bastırılıyor? Akıllı telefonlarla hayatımızın vazgeçilmezi haline geldi bile. Her anımızı kaydediyoruz aslında. Ama 20 sene sonra baktığımızda tek bir anımız bile olmayacak. Birçoğu o telefonla beraber kaybolacaklar. Ben de aynı dertten muzdaribim.

Tam 4780 fotoğraf. Basılmamış, umursanmamış, çekilmiş ve unutulmuş. Dijital platformdaki varlıklarını, bozulmayı bekleyen bir telefon içinde sürdüren 4780 fotoğrafla nasıl başa çıkarım bilemiyorum. 2014 Aralık ayının son günlerinden bu yana şuan ki telefonumu kullanıyorum. 2 senemizi doldurduk diyebiliriz. Sözde resim çekmeyi de çekinmeyi de çok sevmem. 2 sene içinde bu kadar fotoğraf nerden geldi hiç bilmiyorum. İçinde benim olduğum kesin çok azdır. Ekran görüntülerini atalım. Unutmayalım diye çektiğimiz şeyleri de atalım. Ama sonuç olarak yaklaşık 5 bin fotoğrafın en kötü ihtimalle 500 tanesi basılmayı hak ediyordur. 2 senemi çöpe atmak istemiyorum. Aslında iş bundan da ibaret değil. Bundan önceki akıllı telefonum için de aynı durum söz konusu. En az 2 senem de onun içindeki resimlerde duruyor. Etti mi size 4 sene. O da en iyi ihtimalle. O telefon tamamen bozulmadan önce resimleri kurtarıp kayıt altına almıştım. Ee, basılmış bir resim var mı elimde? Yine yok. Ben bu işin içinde nasıl çıkacağımı aslında biliyorum. Ama sanırım kredi çekmem gerekir. Basılmayı hak eden en az 500 resim de onda olsa; 1000 adet bastırılacak resmi kollarıma bırakıverdi akıllı telefonlar. En iyimser halimle söylüyorum; tanesi 50 kuruştan aşağı basılmıyor. Her neyse ne diyorduk? Fazla 500 liranız varsa borç verebilir misiniz? Aman tanrım, 4 yılın anılarının bilançosu biraz ağır oldu. İçindeki kötü anılar bu kadar yaralamazdı.

    90’lu jenerasyonun başında doğmadıysanız muhtemelen bilmiyorsunuzdur 30 pozluk makineleri. O zaman işler şu şekilde yürüyordu. Fotoğrafçınızdan 30’luk filminizi alıp yerleştirirsiniz. Son pozunuzu çekince makine 15-20 saniye kadar filmi sarma moduna geçer. Tekrar fotoğrafçınıza gider çektiklerinizi bastırır, yeni filmi de makinenize yerleştirirsiniz. Azar azar ödediğiniz için de taşikardi geçirmezsiniz. Kaybolmayan anılar, sağlıklı kalpler.

    

 
Bu makale 1232 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ